Sayfalar

15 Mart 2012 Perşembe

Venedik...



Venedik, dünyada eşi ve benzeri bulunmayan nadir şehirlerden birisidirBuraya uğrayan bir turist en azından aşağıdaki yerleri gezmelidir:


San Marco (St. Mark) Meydanı:
Bütün dünyaca özellikle gövercinleri ile bilinmektedir. Ünlü cafelere ve lüks mağazalara ev sahipliği yapan üzeri kapalı galerilerle çevrili büyük bir mermer salon şeklindedir. Meydan, Büyük Kanal'a harikulade güzellikteki Piazzetta'dan açılmaktadır.

Üzerinde San Marco'nun Aslanı ve San Teodoro'nun heykelleri bulunan granit sütunlar, Constantinople (İstanbul)'dan getirilmiştir.

San Marco (St. Mark) Bazilikası:
Cumhuriyetin devlet kilisesi olan Bazilika, oniki havariden birisi olan San Marco'nun kemiklerini muhafaza etmek amacı ile 1063 ve 1073 yılları arasında, Avrupa ve Bizans karışımı bir tarzda inşa edilmiştir.
Rönasans doneminde ve 17. yüzyılda bazı değişiklikler yapılmış olan Bazilikanın süslemeleri olağanüstü dercede bol ve harikuladedir.
Yunan haçı tarzında inşa edilen San Marco Bazilikası'nın, soğan şeklindeki kubbesi, haçın kolları üzerine inşa edilen farklı yükseklikteki küçük kubbeler tarafından desteklenmektedir. Zengin süslemeleri bazilikaya 'altın kilise' ünvanını kazandırmıştır.

Yurt dışına yapılan bir seferden dönüldüğü zaman, elde edilen hazineler San Marco'da sanat eserine dönüştürülmüş, bu nedenle duvarlar, mermer ve değerli heykeller ile kalın bir tabaka ile kaplanmıştır. Ön cephe, rengarenk mermer ve heykellerle donatılmış beş adet büyük giriş kapısı ile delinmiştir.

Orta giriş kapısının üzerine, Constantinople (İstanbul)'dan getirilen meşhur dört adet bronz at heykeli yerleştirilmiştir. 1797 yılında Napolyon tarafından Paris'e götürülen dört bronz at heykeli, Fransız İmparatorluğunun sona ermesiyle yeniden Venedik'e geri getirilir. Bazilikanın içerisinin göz kamaştıran süslemeleri, ender bulunan mermerler, porfir ve Bizans ve Rönesans etkisinde altın kaplı fon özerine yapılmış mozaiklerden oluşmaktadır. 12. Yüzyıl taş döşemeleri oldukça süslüdür.

Doge (Düka) Sarayı:
Venedik'in bir güç ve şöhret sembolü olan saray, aynı zamanda hem Düka'nın ikamet yeri, hem de hükümetin bulunduğu yerdi. Beyaz ve pembe mermerin oluşturduğu sevimli geometrik şekillerin düzeni ön cepheye büyüleyici bir ifade kazardırmaktadır.

Avlu, heykellerle zenginleştirilerek süslenmiş Rönesans stilinin mukemmel bir örneğidir. Ön cephe, değişken ritmik cumbaları ile Venedik tarzı kemerler, sıva ve duvar süslemeleri ile dikkat çekicidir.

Heyet Odası, elçilerin kabul edilme odası olarak kullanılmaktaydı.
Tavan, Veronese ve öğrencileri tarafından yapılan onbir adet resim ile süslenmiştir.

Düka tahtının üzerinde, Veronese tarafından yapılmış olan ve Türklere karşı Lepanto'da elde edilen zafer anısına İsa'ya teşekkürlerini sunan hıristiyan deniz komutanı Sebastian Venier'in resmi bulunmaktadır. Duvarlardaki  Venedik Dükalarının portreleri Tintoretto tarafından yapılmıştır.

Senatörler Meclisi salonunun tavanı, Tintoretto tarafından yapılan olağanüstü güzellikteki Venedik'in Kutsalaştırılması ve İsa'nın haçdan indiriliş sahnesi ile süslenmiştir. 52x23m ölçülerinde olan toplantı salonu, sarayın en güzel odasıdır. Duvarlar, Venedik tarihini anlatan resimlerle döşenmiştir; Büyük Meclis salonunda bulunan Tintoretto'nun Paradiso (Cennet)'i, dünyanın en büyük resimlerinden bir tanesidir. Sarayı ile 17. Yüzyıl hapishanesine bağlayan Ponte dei Sospiri (İç Çekme Köprüsü), 1600 yılında üzeri kapalı bir galeri şeklinde inşa edilmiştir.

Aşıkların iç çekmeleri olmayan bu iç çekmeler, mahkumların, köprünün ince kafesli penceresinden belki de hayatları boyunca son kez ve bir an için görebildikleri bir ışığın iç çekmeleridir.

Campanile (Çan Kulesi):
99m. yüksekliğindeki çan kulesinin sadeliği, bazilikanın şaşalı süslemerine büyük bir contrast yaratmaktadır. Tepesine çıkıldığında Venedik'in harikulade manzarası ile karşılaşılır.

10. Yüzyılda inşa edilen campanile, 1902 yılında yıkılmış ve yeniden inşa edilmiştir.

Saat Kulesi 15. Yüzyıla tarihlenmektedir. Kadran ayıları burç sembollerini tasvir etmektedir. Saat kulesinin yukarısında bulunan ve iki adet büyük bronz insan olan meşhur 'Mori'ler, 500 yıldır saati çalmaktadırlar.

Canale Grande (Büyük Kanal):
15. yüzyılda Fransız yazar Philippe de Commine tarafından 'dünyanın en güzel caddesi' olarak adlandırılan Büyük Kanal, Venedik'in en güzel malikanelerine sahiptir.

Yaklaşık 2 km. uzunluğunda olan kanalda, 'Patrici''lerin yaşamış olduğu 200 adet 12. - 18. yüzyıl mermer saraylar yan yana sıralanmıştır.

Sarayların en meşhurları;
Palazzo Corner geç Rönesans dönemi, Cà Grande'de bulunmaktadır
Palazzo Corner -Spinelli, Rönesans dönemi
Palazzo Grimani, geç Rönesans dönemi
Cà d'Oro, "altın malikane". Venedik'in en güzelidir, geç Gotik dönemi (1440).
Palazzo Vendramin-Calergi, (Rönesans dönemi), 1883 yılında Wagner burada ölmüştür.
Palazzo Dario, Gotik dönemi
Palazzo Rezzonico, heybetli ve çok iyi dengelenmiş geç Rönesans dönemi. Bir 18. yüzyıl müzesine ev sahipliği yapmaktadır.
Palazzo Foscari, 15. yüzyıl Gotik dönemi, tuğla. Doge Foscari'nin ikamet ettiği yerdi. .
Palazzo Pesaro, bir barok şahaseri (1710). Bugün, güzel sanatlar galerisi ve doğu sanatı mizesi olarak kullanılmaktadır.
Ponte di Rialto, zarif Rialto Köprüsü, 1588 - 1592 yılları arasında, bir veya daha fazla kürekleri olan harp gemilerinin altından geçebileceği yükseklikte inşa edilmiştir. Büyük Kanalın eşsiz manzarasına sahip, yan yana sıralı sayısız mağazaların bulunduğu ticaret semtinin merkezinde bulunmaktadır.

Güzel Sanatlar Akademisi
Akademisine bugün, St. Mary of Charity kilisesi ve okulu ev sahipliği yapmaktadır. Venedik resminin sergilendiği yer olan güzel sanatlar akademisinde, Giovanni Bellini, Carpaccio, Mantegna, Giorgione, Titian, Veronese, Tiepolo, Canaletto, Longhi ve Guardi gibi meşhur sanatçıların şahaserleri sergilenmektedir.

VENEDİK'İN YAKIN ÇEVRESİ
Lido
Lido, Adriyatik kıyısında bulunan büyüleyici tatil yerlerinden birisidir. İtalya'da kumar oynanılmasına izin verilen bir kaç yerden birisi olan Casino, modern çizgilerde hizmete vermektedir. Bir başka guzel modern yapı, Ağustos ve Eylül aylarında Uluslararası Film Festivaline ev sahiliği yapan saraydır.

Murano
Ana caddesinde bir kanal ve kanalın iki yakasında yan yana sıralanmış Rönesans evlerinin bulunduğu Lagona'daki küçük şirin bir köy adası olan Murano, 1300 yılından beri önemli bir cam-üretim merkezi konumundadır.
Cam İşçiliği Müzesi, geçmiş ve modern zamanların süslemeli, işlenmiş cam eşyalardan oluşan eşsiz kolleksiyonuna ev sahipliği yapmaktadır.

San Michele
Stravinsky gibi bir çok sanatçının mezarının bulunduğu Venedik'in mezarlık yeridir. Ayrıca, Rönesans dönemine ait hoş bir kilse bulunmaktadır.

Torcello
Bu ada köyü, bir zamanlar piskoposun ikamet ettiği önemli bir kasabaydı; 9. Yüzyılda gerilemeye başlamıştır. Görülecek en önemli yerler: piazza, 11. yüzyılda Romanesk tarzında ve sekizgen planda inşa edilen Santa Fosca Kilisesi, 11. yüzyıl güzel mozaik döşemelerin ve Korint tarzı yunan mermer sutunların üzerine yerleştirilen harikulade kemerlerin bulunduğu 9.-11. yüzyıl Katedrali'dir.

Burano
Danteli ve farklı renklere boyanmış evleri ile meşhur rengarenk balıkçı köy adası. Dantel ören kadınlar, sokaklara bakan evlerinin önünde oturarak bugün bile çalışmaktadırlar.

14 Mart 2012 Çarşamba

Kıbrıs...



 Dört mevsim güneş aldığı için yaz sezonu oldukça uzun olan Kıbrıs’ın birçok noktasında denize girmek mümkün. Birbirinden güzel plajlarıyla farklı seçenekler sunan Kuzey Kıbrıs sahilleri, altın sarısı kumu ve berrak deniziyle misafirlerini bekliyor
Akdeniz’in doğusundan Arap Yarımadası’na doğru uzanan Kıbrıs, dört tarafı eşsiz plajlarla çevrili bir ada. Berrak denizi ve muhteşem kumsallarıyla tarih boyunca adından söz ettiren Kıbrıs, hâlâ el değmemiş halde duran birçok koyuyla cazibesini günümüze kadar taşıyor.
Kuzey Kıbrıs sahillerinde, güzellik ve aşk tanrıçası Afrodit’in doğduğu yer olarak geçen ‘Altın Kumsal’dan Caretta Caretta kaplumbağalarına evsahipliği yapan Alagadi’ye; eşsiz kumsalıyla büyüleyici bir atmosfer sunan Bafra’dan Girne’deki çıkarma koyuna kadar birçok farklı seçenek var.
Gelin şimdi antik çağlardan günümüze büyüleyiciliğini koruyan, tanrıçalardan prenseslere herkesin ilgisini çeken Kıbrıs plajlarını yakından tanıyalım.

Escape: Deniz, güneş, kum ve fazlası…

Escape Beach Club veya ‘Yavuz Çıkarma Plajı’, Girne’den Alsancak’a doğru giderken karşınıza çıkan, oldukça davetkar bir plaj. Her türlü konforu sunan Escape’in olanaklarından yararlanmak için giriş ücreti ödemeniz gerekiyor. İçeri girdikten sonra ister çimenlerin üzerindeki puflarda, ister kumsaldaki şezlonglarda güneşlenebilir, plajın hemen arkasındaki restoranda karnınızı doyurabilirsiniz. Özellikle Kıbrıslı gençlerin rağbet gösterdiği Escape, bir plajda deniz, güneş ve kumdan fazlasını arayanlara geniş seçenekler sunuyor. Scuba diving, kano veya deniz bisikleti gibi su sporları yapabileceğiniz Escape, yaz sezonunda bir hayli kalabalık oluyor. Bu küçük koyun hemen karşısındaki adacık, doğal bir dalga kıran vazifesi görüyor. Böylece plaj her daim süt liman kalıyor. Deniz ve güneş keyfine alternatif eğlence olanakları ekleyen Escape, Kuzey Kıbrıs’ın en popüler beachlerinden biri.

Palm Beach’te ‘savaş ve barış’

kibris_plajlariAdanın doğu sahillerinde yer alan Gazimağusa, küçük bir ticaret limanı ve balıkçı kasabası olarak kurulmuş. 13’üncü yüzyılda Lüzinyanlar döneminde gelişen kent, Doğu ile Batı arasında önemli bir ticaret merkezi haline gelmiş. Gazimağusa’da bu dönemde 365 kilise inşaa edilmiş.
Liman kenti olması sebebiyle bir zamanlar Kıbrıs’ın en zengin şehri olan Mağusa, Shakespeare’in Othello’sunun geçtiği yer olarak da bilinir. Bu şehrin yanı başında bulunan Palm Beach plajı, bir yanında savaşın izlerini taşıyan hayalet bölge Kapalı Maraş, diğer yanında tatilcileri ağırlayan Bilfer Palm Beach Hotel ile sizi ‘savaş ve barış’ karmaşasına götürür. Kapalı Maraş sınırındaki plajda güneşlenirken, yanı başınızda 1974 yılında bombalanan ve tüm yıkıntılarına rağmen görkemle gök yüzüne uzanan binaları seyredebilirsiniz.
Palm Beach plajı şehir merkezinde olması sebebiyle, gündüzleri güneşlenenleri, geceleri de müzik ve dalga sesleriyle dans edenleri konuk eder. Bir yanı canlı ve kalabalık, diğer yanı terk edilmiş yalnız bir şehirle Palm Beach, Kuzey Kıbrıs’ın görülmeye değer plajları arasında.

Glapsides: Sualtının büyülü dünyası

Kuzey Kıbrıs’ın doğu sahilleri arasında yer alan diğer bir plaj da Glapsides. Gazimağusa’nın 5,5 kilometre kuzeyinde, Gazimağusa-Karpaz anayolu üzerindeki uzun ve kumluk bir plaj olan Glapsides, mavi sularında su sporları meraklılarını konuk eder.
Glapsides’te sunulan dalgıçlık imkânlarıyla sualtı dünyasının gizemini keşfedebilir, ilginç görüntülerin keyfini çıkarabilirsiniz. Plaj voleybolu turnuvalarının da yapıldığı plajda, Akdeniz’in büyülü maviliğinde kaybolabilirsiniz.
Doğu Akdeniz Üniversitesi’ne sadece iki dakika uzaklıkta olan plaj, yılın her döneminde üniversite öğrencilerinin uğrak yeridir. Çevresinde kamp yapma imkânı da bulacağınız plajda, sabahın erken saatlerinde denizin size sunduğu çeşitli balık türlerini avlayarak öğlen mönünüze dahil edebilirsiniz.

Mağusa Boğazı: Önce deniz, sonra balık

Gazimağusa’nın yaklaşık 25 km. kuzeyindeki Mağusa Boğazı, adından da anlaşılacağı gibi Mağusa’yı Karpaz’a bağlayan bir boğaz geçidi. Lefkoşa tarafından havaalanına doğru giderken Geçitkale yoluna dönülerek ulaşılabilen Boğaz, özellikle balık restoranlarıyla ünlü.
Ulaşımın oldukça rahat olduğu Boğaz’da küçük bir balıkçı limanı ve yine küçük bir plaj bulunuyor. Bölgenin tek konaklanabilecek tesisi olan Boğaz Otel’in önünde yer alan plaj, yine otel tarafından işletiliyor. Oldukça berrak denizi ve incecik kumuyla dikkat çeken plajın önünde uçsuz bucaksız gibi görünen ve Lübnan kıyılarına kadar uzanan masmavi deniz yer alıyor.
Balıkçı limanıyla plaj arasında kalan bölgede yan yana sıralanan balık restoranlarında oldukça taze ve leziz deniz ürünleri yemek mümkün. İdeal bir Boğaz gezisi için sabah erkenden yola çıkıp kahvaltınızı burada yapmanızı ve denize girdikten sonra yine leziz deniz ürünlerinden tatmanızı öneririz.

Afrodit’i doğuran sahil: Altın Kumsal

Adanın en güzel plajı olarak bilinen Altın Kumsal, mitolojide aşk ve güzellik tanrıçası Afrodit’in (Venüs) doğduğu yer olarak geçer. Efsaneye göre bir ilkbahar sabahı, kıpırtısız olan deniz birdenbire köpüklü beyaz bir dalga ile hareketlenir ve bu dalga ile birlikte bir deniz kabuğu üzerinde Afrodit kıyıya adım atar.
Altın Kumsal, hem dillere destan kumu hem de masmavi deniziyle bu söylenceye ve Afrodit’in güzelliğine layık bir plaj. Göz alabildiğine uzanan bu koyda gündoğumunu seyretmek ve sabah yürüyüşlerine çıkmak büyük bir keyif.
Dipkarpaz’dan Zafer Burnu’na giderken sağınızda kalan bu plaja ulaşmak için gözünüzü yol kenarındaki tabelalardan ayırmamanız gerek. Zira Altın Kumsal’ı gösteren tabela oldukça küçük ve yazıları zor okunduğu için kolayca gözden kaçırılabilir.
Ulaşımı çok rahat olmayan ve altyapı açısından sorunlar yaşayan plaj, yine bu sebeple olsa gerek, yüzlerce yıl el değmeden günümüze ulaşmayı başarmış. Kumsalda iki küçük pansiyon dışında neredeyse hiç yapılaşma yok. Doğayla başbaşa, eşsiz bir tatil için Altın Kumsal bulunmaz bir fırsat…

Acapulco: Beş yıldızlı deniz

Girne’nin birkaç kilometre doğusunda yeralan beş yıldızlı Acapulco Otel’in plajından yararlanmak için illa otelin müşterisi olmanız gerekmiyor. Giriş ücreti karşılığında faydalanabileceğiniz bu güzel plaj, Akdeniz güneşinin altında hareketli ve eğlenceli bir ortam vadediyor. Oldukça büyük bir açık yüzme havuzu bulunan Acapulco Beach, bu havuzu su kaydıraklarıyla zenginleştirmiş. Büyük havuzun çevresinde ufaklıklar ve elbette büyükler için göbek dansından su jimnastiğine kadar sayısız eğlence düzenleniyor. Plaj voleybolundan, tenis ve basketbola kadar birçok spor aktivitesi de cabası. Plajın zaman zaman büyüyen dalgaları sörf yapma olanağı da sunuyor. İncecik kumu ve uçsuz bucaksız mavilikleriyle Girne’nin yanıbaşındaki Acapulco, beş yıldızlı otel konforunu plaja taşıyor…

Camelot: Zengin bir deniz yaşamı

Gizemli ismiyle dikkat çeken Camelot, Girne yakınlarındaki Alsancak’ta, antik Lambousa kentinin göbeğinde yer alıyor. At nalı şeklinde bu tarihi koy, eskiden bir Roma balıkçı imiş. Dalgakıranın dinginleştirdiği sular, sakin ve güvenli yüzme keyfi sunarken, özellikle deniz yaşamının zenginleştiği kayalık dipleri, şnorkelle dalmak için ideal. Çeşitli motorlu su sporlarının da yapıldığı bu sahilde bungee-trampoline yapabilirsiniz. Şezlongların makul aralıklarla dizilmiş olması, Camelot’ta rahatça güneşlenmenize imkânı sağlıyor. Girne’de, özellikle turistlerin kalabalıklaştığı yaz aylarında böyle bir rahatlığı her yerde bulmanız zor. Koyun etkileyici peyzajına hakim restorandaki yemek çeşitliliği de damak tadına düşkün olanları sevindirecek.

12 Mart 2012 Pazartesi

Mykonos- Yunanistan





Yunanistan’ın en gözde, en çok rağbet edilen ve en pahalı adası Mykonos,sınırsız eğlenceleri ile bu yaz da ünlülerin ilk durağı olacağa benziyor. Geçen seneden kalan izlenimler bu yönde.

Dünya’nın en marjinal adası olarak bilinen Mykonos; denizi, eğlencesi, barları, sokakları, bembeyaz badanalı evleri, bengovilleri ile her yıl turist akınına uğruyor.

Sosyete ve sanat camiası Mykonos'ta

Mykonos’u tercih eden dünyaca ünlü isimlerin başında kuşkusuz Paris Hilton geliyor. Eğlenceye düşkünlüğü ile bilinen Hilton otellerinin varisi Paris Hilton, Mykonos’u her yıl ziyaret eden ünlülerin başında yer alıyor. Diğer Mykonos tutkunu ünlüler ise şöyle: Valentino, Jean Paul Gaultier, Dolce& Gabbana, Elizabeth Hurley, Mel Gibson, Sharon Stone, Ali Karacan, Ceyla Aysal, Eda Taşpınar, Helin Avşar, Volkan Demirel, Selçuk Şahin, Teoman, Demet Akalın.
Mykonos’taki en büyük yerleşim yeri olan Hora'da dünyaca ünlü markaların dükkanlarını bulabilirsiniz. Adanın en ünlü plajı olan Super Paradise eğlence tutkunlarının ilk tercihlerinden. Genellikle sosyetenin tercih ettiği diğer ünlü plaj da Namos plajı.
Mykonos’un diğer ünlü plajları ise; Psarou, Ornos, Paranga, Elia, Malalianos ve Tourlos.
Her yıl Dünya’nın her yerinden birçok turiste ev sahipliği yapan Mykonos Adası’nda Santa Marina, Sainth John ve Semeli 5 yıldızlı lüx otellerin başında geliyor. Eğlence adasının dört yıldızlı otellerinden bazıları ise Palladium Belvedere, Leto, Theoxenia, Neos Petinos.

Seul-Güney Kore

Şu fotoğraf bile insanı kendisine çekiyor.

Ülkemizdende birçok vatandaşımız Güney Kore aşığıdır. Hep gidip gezmek görmek ister ve dış ülke turizmi açısından gezilmesi görülmesi gereken öncelikli yerlerden birisi olarak nitelendirilen Seul gelin biraz yakından tanıyalım ve gitmeyi düşünelim..


Ne zaman gidilmeli?
Seul yıl boyunca çok güzel, ne zaman gideceğinize karar vermek size kalmış. Sonbahar ayları (Eylül, Ekim, Kasım) turistlerin en çok tercih ettiği zamanlar, çünkü sonbaharda güzel havanın keyfini çıkarabiliyor ve dünyanın en güzel ormanlarında muhteşem renkler görebiliyorsunuz. Seul'da kışlar sert geçebiliyor, ve çoğu zaman karlı oluyor.

Bahar başında (Şubat) başlayan kiraz mevsimini kaçırmamanızı tavsiye ederiz. Yazlar ise oldukça sıcak ve nemli olduğundan turistler açısından pek de çekici değildir. Seul'e yapacağınız seyahatin Koreliler'in yerel tatil zamanlarına denk gelmemesine dikkat edin, çünkü sokaklardaki ve toplu taşıma araçlarındaki binlerce insanla, dükkanlardaki çılgın kalabalıkla başa çıkamayabilirsiniz.









Ch'angdokkung Sarayı
 Tarihi Seul:Şehrin turistik açıdan en ilgi çekici yeri kuşkusuz orta ve kuzey yöreleridir. Bu bölgenin tarihi ve sofistike yapısı çevredeki modern şehir ile oldukça ilginç bir tezat oluşturur. Seul'un kuzey kesiminde eskiden soylu sınıfı ve en zenginler yaşıyordu. Bu yüzden de bütün kraliyet sarayları, gösterişli malikaneler ve tarihi yapılar kuzey kesimde bulunur. Etrafta yürürken birbirinden güzel ahşap oymalı kapılı, pirinç tokmaklı tarihi evlere rastlayacak ve bu özgün mimari karşısında büyüleneceksiniz. Mutlaka görmeniz gereken ihtişamlı Kyongbokkung Sarayı'na hayran kalacaksınız.
Kyongbokkung Sarayı'ndan sonra National Folk Museum'a uğrayabilir, Samch'ongdonggil'de gezebilirsiniz. Samch'ongdonggil'de geleneksel çay dükkanları ve sanat galerilerini bulabilir, çağdaş artistlerin eserlerini görebilirsiniz.
 Yi Hanedanı Sarayları:Çok yüksek duvarlar tarafından çevrili olan bu saraylar, 500 yıl boyunca varlığını sürdüren Yi Hanedanı zamanında 14. yüzyıl sonlarında imparatorlar tarafından yaptırılmıştır. Bazıları zaman içinde yıkılmış ve yok olmuş olsa da çok büyük bir araziye yayılmış bulunan bu sarayların hepsini gezmek birkaç gününüzü alacaktır.
Bugünkü saray hanedanının yaşadığı ve Seul'un en eski sarayı olan Ch'angdokkung Sarayı'nı yalnızca rehberli bir tur eşliğinde görebilirsiniz. Çok sıkı güvenlik önlemleri altında korunan bu sarayın içinde 32 hektarlık muhteşem bir Gizli Bahçe bulunuyor. Koreliler'in inancına gore Gizli Bahçe'de bulunan Pullomun kapısının altından geçenler sonsuza kadar genç kalıyor.

Haengju
 Youido Adası: Seul'un Manhattan'ı diyebileceğimiz Youido'da, çok sayıda iş merkezi ve yönetim binası bulunuyor. Inanılmaz boyutlardaki Youido Plaza'nın çevresi, özellikle Pazar günleri oldukça kalabalık oluyor. Full Gospel Kilisesi'ndeki Pazar ayinleri 50,000 kişinin katılımı ile dünyanın en büyük cemaatini oluşturuyorlar. Kore'nin en yüksek binası olan DLI 63, en üst katından nerdeyse Seul Kulesi kadar güzel bir manzarayı gözler önüne seriyor.

 It'aewon
Seul'un eğlence ve alışveriş merkezi olan It'aewon'da çok uygun fiyatlara herşeyi satın alabilmeniz mümkün! Ayrıca Koreliler için her alışverişte pazarlık etmek adeta bir gelenek haline geldiğinden pazarlık etmekten hiç çekinmeyin. Özellikle deri giysileri ve hediyelik eşyaları pazarlık ederek oldukça ucuza alabilirsiniz.


Namsan Parkı
 Namsan ParkıNamsan Dağı eski Seul krallığı'nın güney sınırlarını oluşturduğundan Namsan Parkı'nda hala şehir surlarının izlerine rastlamak mümkün. Parkın batısında yer alan Namsan Botanik Bahçeleri'ni de gezebilir, tropikal bitkiler ve çiçekler arasında bol bol oksijen alabilirsiniz.
 Han-Gang River CruiseSeul'un tam ortasından geçen Han-Gang nehrinde gemi ile dolaşmak Seul'de yapılabilecek en ilginç ve romantik turistik aktivitelerden biri. Gemiler başlıca dört limana uğruyor: Yeouido, Jamsil, Ttukseom, Yan.

 Seul Kulesi 
483 metrelik bu kule, dünyanın üçüncü en büyük kulesi. Kuleye çıkarak çok hoş Seul fotoğrafları çekebilir, dilerseniz hediyelik alışveriş yapabilir ve kulenin çevresi tamamen camlarla kaplı restauranında şahane bir manzara karşısında yemek yiyebilirsiniz.

 Şehit Anıtları
Seul'de mutlaka görmeniz gereken 13,000 parçanın sergilendiği çok iyi oluşturulmuş bir müze. Bu müzede Kore savaşının bütün izlerini bulabiliyorsunuz, ayrıca Wietnam savaşı'na Kore'nın nasıl katıldığını gösteren bölüm de oldukça ilginç.

10 Mart 2012 Cumartesi

Ölüdeniz Fethiye.


Ölüdeniz, Muğla ilinin Fethiye ilçesine bağlı bir beldedir. Ölüdeniz kumsalı yüzde seksen iki oyla 2006 yılında dünyanın en güzel kumsalı seçilmiştir.
Belde, turizm açısından oldukça gelişmiştir. Likyalılarda ışık ve güneş diyarı, Ortaçağ'da "Uzak Diyar" olarak tanınır, Anadolu'nun güneybatısında yer alan Teke Yarımadası'da bulunur. Türkiye'de bulunan deniz kulağı (lagün) oluşumlarından biridir.
Ölüdeniz, adı gibi durgun bir göl niteliğindedir. En fırtınalı günlerde Belceğiz kıyıları dalgalarla boğuşurken, Ölüdeniz'de sadece çırpıntılar meydana gelir.

Ancak durgun gibi gözüken Ölüdeniz, gözle görünmeyen üç nedenle kendini hemen her gün yenilemektedir. Bunlardan ilki, Ölüdeniz'de mevcut yoğun kaynak suyu çıkışları, dipte içeriden açıkdenize doğru bir akıntı yaratmaktadır. İkincisi, bu kaynak sularının yarattığı tuz farkından dolayı açıkdenizden içeriye ve dışarıya devamlı bir sirkülasyon oluşmasıdır. Üçüncüsü ise gel-git etkisi ile iki-üç günde bir deniz ortalama yarım metre yükselir ve alçalır. Bu da büyük miktarda deniz suyu giriş ve çıkışı sağlamaktadır.

9 Mart 2012 Cuma

Bu Seferki Tatilim Nerede Olsun ?: Yalova'm

Bu Seferki Tatilim Nerede Olsun ?: Yalova'm: Yalova; hem konumuyla hem tarihiyle hem sahil kesimiyle hemde kaplıcalarıyla büyük ün kazanmış ülkemizin sayılı tatil yerlerindendir. Terma...

Yalova'm

Yalova; hem konumuyla hem tarihiyle hem sahil kesimiyle hemde kaplıcalarıyla büyük ün kazanmış ülkemizin sayılı tatil yerlerindendir. Termal ve Çınarcık ilçeleri turizm açısından bilinen en önemli yerleridir. İstanbul(Avrupa)- Yalova deniz otobüsü ile 1 saat 20 dakka. İstanbul(Anadolu)-Yalova deniz otobüsü ile 45 dakka mesafe uzaklıktadır. Kocaeli ilimizle 1 saat Bursa ile yine 1 saat uzaklıktadır... Tatil için düşünmeye değer  bir yer emin olabilirsiniz. 
Termal fazla söze gerek yok zaten.

Çiftlikköy de eşsiz bir doğa harikası

Sakin rahat güzel bir deniz manzarasına kim hayır der ?

Plajlardan bir kare

2 Mart 2012 Cuma

Amasra....

Arkdaşlar Amasra Bartın iline bağlı güzel bi sahil beldesi ve Türkiye'nin sayılı güzel yerlerindendir. Belki birçok kişi Bartını bilmez ama Amasrayı bilir. Sizlerde bu yaz gelmeye ne dersiniz ?  ?



Blogumu açtım :)

Yeni blogum açıldı arkdaşlar yeni yılda tatil mekanlarımız özellikleriyle sizlerle olucak.